Üstü başı yıpranmış, kırışık teniyle yaşını saklamayan o pislik nine, kocasından kalma kirli deneyimiyle hâlâ yaramazlığını kaybetmemişti. Dakikalarca süren bakışmaların ardından, sert ve acımasız bir arzu belirdi gözlerinde. Oturduğu eski koltukta iyice gerilince, gevşemiş lastikleriyle çoraplarının arasından çıkan tüylü bacaklarını açtı. Amcığını yılların aşındırdığı belli olsa da, içindeki deli yanarılığın sönmediğini hissediyordun. Evdeki sessizliği bozan tek şey onun derin nefes alışları ve sertçe çektiği sigara dumanıydı.

Başladı önce dudaklarıyla amına fısıldamaya, dilini sokup çıkarmaya. Yılların verdiği tecrübe ve sabırsızlıkla seğirtti orayı, azıcık titreyen elleriyle kendine doğru çekti seni. İnatçı saksoyu ağzına aldı ve ince dudaklarını sert yarağın etrafında gezdirdi; emdikçe yavaş yavaş büyüyordu içinde kıvranan zevk canavarı. Sert dişleri bile amcığını hafifçe ısırmaktan geri durmadı; bu yaşlı kadın kimseye acımayacağını ilan eder gibiydi.

İçinde kopan fırtınayı bastıramayan o pis ruhu artık kökleme zamanı demekti. Koltuğun sırt dayamasına yaslanırken beliyle seni davet etti; kalın parmaklarını amcığına geçirip dibine kadar itmeye başladı. Her hareketi korkunçtu; damarlarında kan yerine ateş dolaşıyordu sanki. Altındaki deri parçalanacak gibi gerilirken o yaradılışının son köklermiş gibi hırçınca inliyordu: “Daha… daha…” diye yalvarıyordu neredeyse.

Sonunda tüm gücüyle yamacına çökmek için hamle yaptı ve içine dayadı yarakını tamamen. Kırışıklıkları arasında onları dolduran o deli şehvetle birlikte bütün vücudu titredi; dışarı çıkarıp tekrar gömerken çıkardığı sesler havayı yaktı resmen. Kendini kaptırmış bir halde devam etti kestirmeden girmeye; her kezinkinde derinden dalıyor, anüsünden ter damlıyordu ama durmuyordu. Son patlamasını yaparken inlediği o hırıltılı sesler kulaklarda yankılanıyordu hala… Gecenin en karanlık yerinde o iğrenç nine bütün bastırılmış arzularını kusmuştu tam anlamıyla!

Comments are closed.