Uzun bacakları ve ince fiziğiyle hemşire, hastanenin steril sokaklarında bile dayanamayacağı bir cazibenin içine çekildi. O kocaman kara dev yargacın önünde diz çöktü; gözleri kıvılcım saçıyordu, nefesi hızlanmıştı. Siyah canavarın koca küt kemiği, o ince ve beyaz amcığın arasına sıkışmayı bekliyordu. Hemşirenin elleri titrerken, dudakları hunharca açıldı; saksoya başlar başlamaz içindeki bastırılmış arzular dışarı taşmaya başladı. Yaragını eline alıp sürterken, ıslak amcığını sokuşturmaya başladı; boynu hafifçe geride, zevkten inleyen sesi koridorlarda yankılanıyordu.

O kara canavar, yavaşça hemşirenin içlerine girmeye başladı; uzun siyah yargacı sertçe dayadı önce girişe sonra derine doğru infilak etti. İlk derin köklemeyle birlikte hemşirenin uykulu bedeni ateş topuna döndü, amcığı acıyla karışık hazla şişti. Gözlerini kapatıp dişlerini sıkarak kendini tamamen dev yargacın insafına bıraktı. O büyük kara yarak her inişiyle dibine kadar sokuluyor, amcığı şiddetle dolup taşarken göğsünü yumrukluyordu.

Siyah canavar durmuyor, ritmini artırıyor; hemşirenin uzun bacakları etrafa açılmış, arası iyice ıslanmış halde metanetini sınamaya devam ediyordu. Her hızlı sokuşta içine dolan küt kemik onu delirtiyor, yumuşacık amcığından sıcak sesler yükseliyordu: “Aaa… bir daha… kökle…” diye yalvarırken adeta yerinden kopuyordu. Karanlık yarak o narin bedenin içinde deli gibi inliyor ve etmeleri sağlıyordu.

Sonunda dayanılmaz hale gelen basınçla hemşire yüksek sesle orgazm oldu; vücudu kasılırken içindeki kara yaratık da son bir sert dayama yaptıktan sonra boşaldı. Yargacı içinde kalınca amcığı şişip ışıltılar saçar hale geldi. Hemşirenin gözlerinden yaşlar inerken boğuk ama tatmin olmuş nefesleri duyuldu: Büyük kara yarak onu paramparça etmişti ve o bunu istiyordu!

Comments are closed.