Sarai Minx, siyah bikinisinin dar dokunuşuyla vücudunu sergilerken, o iri kara yarak onun önünde yükseliyordu. Brunet ve göğüsleri dolgun bu Ebony güzeli, gözlerini kararlı bir şekilde devasa kara beladan ayırmıyordu. Javon’un kocaman kara sikisi, sanki Sarai’nin amcığını delip geçecekmiş gibi dimdik duruyordu; bu oyunun sonunda kimsenin acı çekmeyeceği belliydi.
Kanı deli gibi hızlandı Sarai’nin. Göğüslerinin altından geçen bikini ipi cildiyle bütünleşirken, Javon yavaşça yaklaştı, elleri kıvrımları arasında gezindi, o tombul göğüsleri sıkıp kavurdu. Kadının nefesi kesildi; ben buradayım, sindireceksin diyordu bakışlarıyla. Siyah tenin parlaklığına karşılık gelen iri kara belanın kabarmasıyla ortamın havası iyice değişti.
Javon, parmaklarını Sarai’nin içlerinde gezdirirken; kadın iyice açıldı, amcığı sabırsızlıkla bekliyordu o kalın kökü. Birdenbire bastırdı içine: ağır ağır inip çıkmaya başladı sertçe. Bikinisi yana kaydı; yunus gibi hareket eden kıçını Javon’un koca sikisi tamamıyla sardı. Her sokuşta Sarai’nin boynundaki damarlar şişiyor, yüzündeki ifadeler yer yer kıvranmaya dönüşüyordu.
Dişlerine dikkat eden Sarai bağırmadan kendini salmaya başladı; kuduzca sarsılan bedeninden devasa kara yaram sertleşerek devam etti dayamaya. Kadının amcığı “oh” dediği her an daha da gevşiyor, içinde büyüyen sikişi adeta sinek vızıltısı kadar hissediliyordu ama çok daha yoğun ve acıtmaya hazırdı.
Sonra yavaşladı biraz; tekrar sertleştirerek girdi içine adamcağız. Kumral teni üzerinde ter damlaları parlar oldu, kahkahalar ve inlemeler birbirine karıştı çılgınca yüksek seslerle beraber. Sarai artık gücünü toparlayamıyor, arada eğilip sırtına vuruyor adamın omzuna… O iri sik her girip çıktığında kadın yanıyordu ama bırakmıyordu çabayı.
Vücutları bir melodi gibi ahenkle sallanırken nihayet geldi doruk noktası: Javon yoğun ve büyük kara spermini dibine boşalttı kadıncağızın; bikinisi ıslandı o an tamamen. Sarai minik çığlıklarla teslim oldu bitmek bilmeyen köklemenin ardından titreyerek yere çöktü ama gözlerindeki parlaklık ve açlığı hâlâ ilk saniyelerdeki gibiydi: daha fazlasını istiyordu o kara dayanın…
