Üst katın tenha çatısında, güneşin altında bronzlaşmış sarı saçlarıyla Cecilia Scott, ince bedenini esir alan heyecanla titriyordu. Gözleri parıldıyor, dudakları hafifçe aralanıyordu; içindeki şehvet alevlenmişti, sakso gibi keskin bir arzu kıpırdanıyordu. Yanında durduğu adamın sert bakışları altında, sadece birkaç saniye içinde vücutları birbirine yapışmaya başladı. Adamın yumruk gibi kocaman gelen yarağı, onun dar amcığını hunharca aramaya başlamıştı bile.

Cecilia’nın küçük elleri adamın baseniyle oynuyor, kalçalarını sıkarak kendini daha da açık hale getiriyordu. O an adrenalinin zirvesindeydi; adam ise sabırsızlıkla o yumuşak, ıslak deliğe dayama yapmak için bekliyordu. Kalçasına sertçe vurduğunda, Cecilia o darbeye karşı koyamadı; canını yaksa da istemsizce daha fazla dalmasını istiyordu. Yarağını kıçının içine saplar sapmaz çıplak tenlerin birbirine sürtünmesiyle dolu bir inleme yükseldi etrafta.

Adam sertçe içeri girmeye devam ederken, her hareketinde Cecilia’nın amcığı genişliyor ama acıyla beraber müthiş bir haz pompalıyordu vücuduna. Alttan yukarıya doğru çekişler şiddetleniyor; yoğun orgazmın kıyısına itiliyordu dört nala. Hırıltılar ve küfürler havada uçuşuyordu: “Daha sıkı tut amını!” diye bağırdı adam; genç kız da boyun eğip beliyle karşılık veriyordu. Çatıdaki o dar alanda iki beden birbirini parçalarcasına birlik olmuştu.

Son hamlelerle birlikte adam tüm gücüyle köklediği o deliğin içinde kendini boşalttı; sıcak sıvısı Cecilia’nın içine aktıkça genç kızın bedeni tepki verdi ve yüksek bir çığlık attı. Herkes sustu, sadece vücutların tatmin olmuş hırıltıları çatıya yayıldı. Genç kız yerde yorgun ama teslim olmuş haliyle gün ışığına doğru uzanırken, sarkık yarağı hala titriyor ve onu ikinci raunda çağırıyordu…

Comments are closed.