Yaşını almış, ama hâlâ delice ateşli bir güzellik vardı karşımda. Teninin her kıvrımı, yılların acısını, zevkini ve isyanını taşıyordu. İlk bakışta anladım; bu kadın sadece sevilmek için değil, gözü dönmüş bir kökleme fırtınası koparmak için var orada. Gözleri kıvılcım saçarken, avucumla yüzünü kavradım; o an aramızda elektrik gibi yayılan vahşi bir his vardı. Elleriyle kalçamı sıkıca tutup beni kendine daha da yakın çekti ve dudaklarımız kavuştuğu anda ağız tadımızdaki acı-tatlı şehvet patladı.
Yanaklarını ısırırken diliyle amcığını ıslattı, içten gelen bir iniltiyle emmeye başladı. Yarağının sertleşip kabardığını duyuyordum; o kadar yoğun bir arzu vardı ki içinde, sanki uzun zamandır aç kalmış gibi davranıyordu. Kendini benden kaçırmadan, masaya çökerek arkama düştü; ellerimle amcığını bulup önce nazikçe sonra acımasızca giriş yaptım içine. Yumuşacık amcığı artık tamamen saldıramaya hazırdı, ben de onun ritmine ayak uyduruyordum.
İnce beliyle ritmi hızlandırdıkça her vuruşta derinlerinden gelen ahlar birleşiyordu. Amcık kenarlarından hızlıca yaydığı sesler etrafı doldurdu; ince parmaklarıyla kendi sakso deldiği yerde gezinirken bana yalvarıyordu: “Daha hızlı kökle! Dayanıyorum!” dedikçe içimi kabarttı kadınlığının en dibinden gelen o yabanilikle. Dudağından süzülen ter damlaları bile azgınlığını gizleyemiyordu.
Sonunda dayanamadım; sertçe kuvvetlendim, kalbim yerinden çıkacak gibiydi. Köklüyor, dayıyor ve onu delirtiyordum; bedenimiz senkronize şekilde titrerken o en tepeye ulaşıp yüksek sesle inliyordu. Amcığını sımsıkı boğazlayıp yutkunurken yatağın üzerinde çaresizce yayıldı; ben de karışıklığın tam ortasında son damlasını boşalttım içine, gürültülü ve vahşi bir fırtına gibi… O gece sokağın bütün kirli arzularını içinde yaşatan bu olgun kadının deli dolu yanına tanıklık ettim; tutsak eden, yakan ve onları bağlayan çıplak gerçeklikteydi her şey!
