Rana Katana’nın serseri bakışları, okulun ıssız koridorlarında kendini ele veriyordu. Kısık ışıklar altında soluğu kesen nefesiyle, amcığını yakan o gizli arzuyu saklayamıyordu artık. Sınıf kapısının ardında patlamaya hazır bir bomba gibiydi; öyle ki, her adımıyla sanki yakalanacakmış gibi heyecanla titriyordu. Gözüne kestirdiği folloş, kıyafetinin arasından dışarı fırlayan yarağını hemen fark ettiğinde, içindeki apartman yangını iyice alevlendi.

Sessizce yanaşıp omzuna dokunduğunda, o sert dayama anı başladı zaten. Rana’nın dilini amcığının üzerine gezdirirken çıkardığı iniltiler koridorlarda yankılanıyor, üstü başı ıslanıyordu. Gözlerini kırpmadan, sapına kadar yutmaya başladı kızağın; boğazına kadar inmesi yetmezmiş gibi sakso boyunca emip çekiyordu. Her saniye biraz daha derine ilerleyerek gırtlağına kadar soktu o kalleşliği. Rana’nın içinde fırtınalar kopuyor, yavaş yavaş eriyordu o azgın şehvetin içinde.

Ardından masanın üzerine yatırdı onu terbiye etmeden; diz çöktü altına ve bastırdı o iri yarak dayamasını amcığına doğru. Sürtünmeler atan her hamlede kızın amcığını neredeyse patlatacak kadar sıktı; infilak eden zevkle birlikte ağız dolusu köpükler saçıldı karşılıklı. İşte tam o anda bedenler birbirine geçti; azgınca içine çekti yaraklarını birer birer.

“Dayanamazsın,” dedi sertçe, çenesinden tutup yüzünü yukarı kaldırırken gözlerini kararttı tam anlamıyla. Rana da üstüne atladı; iki eliyle sımsıkı kavradığı yarağı kendi deliğine sokarken yüksek sesle inlemeye başladı. O an durmadılar daha da hızlandı kökleme; her itişinde daha derinlere gidiyor, sınırlarını zorluyorlardı beraberce kırarak tabuları.

Gürültülü sikmenin ortasında kaba kuvvetle esniyor amcık; Rana’sa can havliyle bağırıyor ama aşkından vazgeçmiyordu hiçbir an. Son hamlede tuttuğu yere son kez bastırdı sapını içine boşalttığında ikisi de yorgun ve tatmin olmuş bir şekilde yere yapıştılar. O vahşi anın kokusu hâlâ tenlerinde duruyordu: sıcak, acımasız ve deli dolu bir geceydi…

Comments are closed.