Raven Redmond, o genç siyah güzellik, daha ilk saniyeden etrafı ateşe veren o büyüleyici bakışlarıyla sahnedeydi. Doğal göğüslerinin sertleşen uçlarının üzerindeki parıltı göz kırpıyor, vücudundaki her kıvrım sanki kutsal bir tapınak gibi ayan beyan açılıyordu. İlk başta usul usul başlayan dokunuşlar, onu yavaşça çıldırtmak için kurulan tuzak gibiydi; elleriyle kendi amcığını kaşıyor, dudaklarını ısırarak içine çektiği nefesle kendini avucluyordu. O an orada bir şey vardı; tahrik öyle bir yükseliyor ki, Raven’ın içinde taşıdığı o kasvetli arzu dışarı taşmaya başlıyordu.

Elinde tuttuğu oyuncakla amcığını keşfe çıkarken, yüzündeki ifade giderek lanet olası bir kabile şamanının ritüeline dönüşüyordu. Oyuncaktan yayılan titreşimler, vücudunun her hücresine inliyor; kalçasını geriye doğru itip masaya yaslandığında, parmağını da amcığının içine salmıştı bile. İki elinin uyumu ve oyuncaktan yükselen sesler bile izleyeni delirtmeye yetiyordu ama asıl ateş şimdi başlıyordu.

Adam geldiğinde Raven kendini tamamen ona teslim etti; sertçe sırtından kavradığı küçük bedenini aşağıya doğru çekerken, yarak girişi amcığına vurdukça çıkardığı iniltiler odayı dolduruyordu. Yumuşacık ama deli dolu teni adamın sert hareketlerine karşı koymaya çalışırken aslında her darbeyi umutla bekliyordu. Göğüsleri iki avuç gibi sallanıyor, dudakları bam teli gibi titriyordu. Adam hem dayama hem kökleme işini art arda yapıyor; Raven da bunun zevkinden delirip yenik düşüyordu.

İlk defa kamera karşısında olsa da içinde patlamayı bekleyen bir volkan var gibiydi. Zirvedeki iniltileri artık keskinleşiyor, nefesi kesiliyor; son bir kere daha adam sertçe içeri girerken Raven tüm ruhuyla bağırıyordu. Amcığı sıkışıyor, içindeki haz bir anda taşkın dalga gibi yayılıyordu vücuduna; bedeninden çıkan inlemeler ne kadar fena olduğunu anlatıyordu. Tamamen teslim olmuştu şimdi ve bu sikişin sonunda aldığı zevkle yerde sızıp kalıyordu; ilk on kamera karşısındaki bu cehennem dansından sonra adeta yeniden doğmuştu Raven Redmond!

Comments are closed.