Tiffany Watson o küçücük, narin bedeniyle oturma odasının ortasında rahatlamıştı. Lulu Chu’nun gözleri yerinde durmuyordu; Tiffany’nin temizlenmiş, tıraşlı amcığı ve sıkı kalçası her an keşfedilmeyi bekliyordu. Lulu usulca yere çömeldi, Tiffany’nin ayaklarını avuçladı. Kokusu keskin, hafif terliydi ve bu kokuda garip bir çekim vardı. Lulu burnunu derin bir nefesle içine çekti; soksoğun mis gibi kokusu beynini uyuşturmuştu.
Sonra Tiffany ayağını geri çekmeye çalıştı ama Lulu vazgeçmiyordu. Parmaklarıyla yavaşça amcığının kenarlarını okşamaya başladı, Tiffany’nin küçük memeleri hafifçe titrerken nefesi kesiliyordu. Kishmiş gibi yaylanan arzu ile kafa kafaya verdiler. Lulu parmağını çok ince amcığın içine sokarken Tiffany çıldırıyordu; oynaşma şiddetlenmiş, ağızlar birbirinin etrafında dönüyor, tükürükler karışıyordu.
69 pozisyonuna geçtiler; Tiffany’nin küçük göğüsleri Lulu’nun yüzüne bastırılmış, iki bedenin sıcaklığı birbirine sinmişti. Her itişte ve çekişte ıslaklıkları arttı, Tiffany’nin kocaman badem gözleri tutkuyla doldu. Lulu dilini hızlandırıp sertleşen minik yarak ucunu yalarken, Tiffany de parmağıyla folloşunu kaşımaya başladı.
Yavaş yavaş daha da derine indikçe sikiş kıvılcımları yükseldi; Lulu’nun dili arasındaki amcık sanki eriyordu. Ardından ikisi saçlarından tutup dik konumda birbirlerine yaklaşırken parmaklar sıkıştıktan sonra yüksek bir inleme patladı. Her zılgıt ve dayamada oda yankılanıyor gibiydi.
Sonunda şiddetli kabarmalarla birlikte çığlıklar yükseldi; ikisi birden o çıkışı aldıktan sonra yere yığıldılar. Basit bir ayak koklama seansı nasıl böyle şeytani bir kökleme seansına dönüşmüştü? Yarağını olanca sertliğiyle saplayan Lulu’nun fırlatan hareketlerine karşı koyamayan Tiffany artık tamamen teslim olmuştu, bittiğinde titreyerek soluklandı ama yüzünde aptalca bir tatmin ifadesi duruyordu. Sekişi arka arkaya yaşadılar; bu kirli ve yoğun an ikisini de içine çekip yıkıyordu.
