Sessizliğin içinde mahrem bir heyecan gizlenmişti. İki folloş, birbirine uyak bulan yaramazlıklarıyla, maskesiz arzularını ortaya çıkarıyordu. Gözlerin içine bakarken bile tokmak gibi sertçe dayanan arzu, kıvrak bedenleri arasında ateşi körüklüyordu. Kızın ince beli elime dolanırken tırnakları hafiften çiziyordu tenimi; her dokunuşta biraz daha delice sardı beni, amcığını istiyordum, o da yarak girmeye hazırdı.
Birden sırtını bana döndü ve diz çökerek kaçamak bakışlarla yaladı amcığını. Dilinin ucuyla yapışkan ıslaklığı yayarken içimde kopan fırtına dayanılmazdı. Sikişi dışardan izlemek istemek değil bu, direkt içine girmek vardı aklımda. Yarası kavrulan o deli vajinasını parçalamaya karar verdim; kan ter karışımı sesler yükselirken ben de hızımı artırdım. Göğüsleri titriyordu neredeyse sakso yapacak ama izin vermedim, sabahın dördünde hayvan gibi kökleme zamanıydı.
Daha sert girdim içine; “Al bakalım, nasıl dayanıyorsun?” diye kısık sesle kendimi zorladım. Amcığı harladı tekrar tekrar dilimle, deli gibi outlet etti bedenini sallayarak. Omuzlarına sıkıca sarılarak ritmi bozmadım, her dalmada amcıktan gelen inleme sesi kahkahalarla birleşti. O anlarda hiçbir değerimiz yoktu; sadece şehvetin kölesiydik.
Son hamleyi bırakmadan önce iyice sarmalayıp kalbimi onun cinsel boşluğunda patlattım; bütün bedenimin titremesiyle yediğim kahrolası haz öyle yüksekti ki gözüm hiçbir şey görmüyordu artık. Amcığımdaki sıcak yoğunlukla afallamadan çıkardım gövdemi ve yere yığılırken nefes nefese kalakaldık… Baştan aşağı ıslanmış bu dostane sikiş, geceyi sonsuza dek mühürlediğinde ikimiz de hayvanlığımızdan utanmadık bile.
