Uzun kahverengi saçları dalga dalga omuzlarından süzülen Julia Ann, kıvrımlı, olgun Whitney Wright’ın bedenine tutkuyla yapışmıştı. İkisi de yılmayan, aç gözlü kadınlardı; elleri oyuncaklarla doluydu, dillerini acımasızca kullanıyorlardı. Julia’nın parmakları Whitney’nin sıcak amcığını keşfe çıkarken, Whitney de inatçı dudaklarını Julia’nın sarkık memelerine geçirip yavaşça emiyordu. Aralarında yükselen bu şuursuz istek öyle bir noktaya varmıştı ki, ellerindeki oyuncaklar sanki gerçek kökleme aletleriymişçesine kullanılıyordu.

Whitney’nin olgun teni terle kaplanmış, meme uçları dikleşmişti. Julia elindeki sert suni yarakla amcığa yükleniyor, sırayla saksoyu yalayıp emerek onu delirtiyordu. Oyuncakların soğuk sertliği ve dillerinin ateşi arasında kalan Whitney sessiz kalamıyor, soluksuz iniltilerini yükseltiyordu. Julia daha da hırslanarak kocaman yapay cihazı kendi uyarılmış çukurluğuna dayadıktan sonra içeri girmeye başladı; Whitney’nin kaslı ama yumuşak vücudu bu saldırıya direnemiyordu.

Sürekli değişen pozisyonlarda birbirlerinin tam içinde kayıyorlardı. Julia’nın devasa suni yarak dokunuşları Whitney’nin içinden geçerken ikisinin narin bedenlerini titretti; kıvrımlarının arasında parmaklar ve oyuncaklar dans ediyordu adeta. Whitney’m ise dili hiç durmuyordu; Julia’nın amcığıyla, göğüsleriyle sahneler yaratıyordu. O an her şeyi unuttular; sadece karşıdaki kadını delirterek kendi zevklerini zirveye taşımaya çalışıyorlardı.

İkisi de artık sınırlarını zorlayan sesler çıkarıyordu; yükseklerde yankılanan çığlıklar ve ısırılan dudaklardan damlayan ter karışımı tutku seline teslim olmuştu. Sonunda Whitney’nin vücudu tamamen çöktüği anda Julia son bir hamleyle oyuncağı derinlere sapladı ve içine doğru defalarca kökledi. Kadınların nefesleri kesilirken salondaki havayı erotik bir fırtına gibi sarıp sarmalayan bu dayanılmaz patlama birlikte doruğa ulaştı: Ağzından kaçan hırıltılar ve bedenlerin şiddetli titremesi sonrası artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.

Comments are closed.