Sıcak ter kokusu sarmış spor salonunun havasını, iki kadının birbirine olan dayak arzusu her hareketinde hissediliyordu. Siyah tenli folloş, beyaz derili sevda yelesini epeyce zorlamaya başlamıştı. Terden kayganlaşan vücutları birbirine sokuldukça diken üstünde yaşanan o ateş daha da alevleniyordu. Kadınların nefesleri hızlanıyor, kalpleri deli gibi atıyordu; amcıkların içine dolup taşacak o kaba köklemeye hazır hale gelmişlerdi.
Sevda yelesi hafif aralanmış dizlerinin üzerine çökmüş, yanağında süzülen ter damlalarını silmeden doğrudan sapına yapıştırmıştı yarakçının. Ellerini arsızca gezdirirken, sert saksoyu yutan kara tenlinin ağzından çıkan hırıltılar ortamı iyice kızıştırıyordu. Onun amcığını sımsıkı saran o sıcak dudaklar, art arda fırlatılan götten yalama hareketleriyle kızı delirtiyordu. Bu bir sakso seansı değildi; burası tam bir kökleme cenneti olmuştu.
Beyaz tenli folloş, sırayla sevda yelesinin ince belinden tutmuş, onu masaya doğru yatırdığında artık son perde açılmıştı. Birdenbire sertçe dayamaya başladı o yoğun horozu kaşla göz arasında amcığın kıyısına kadar sokarak. Sığ nefes alışlarından anlaşılıyordu ki bu kadar sert ve hızlı inleten başka kimse olmamıştı hayatında. Her seferinde biraz daha derine iniyor, onun dar amını parçalayıp yerine kendini bırakıyordu.
Kara tenlinin inlemesi salonun dört bir yanına yayılırken bundan daha iyi bir konser olamazdı adeta; egzersiz odası gerçek bir seks arenaya dönmüştü. İki kadın sırayla birbirinin bedeninde ateşi körüklüyor, terle karışan sikiş çığlıklarıyla salonu inletiyorlardı. En sonunda beyaz tenli folloşun gergin kasları çözüldü ve o patlayıcı orgazm patlamasıyla bütün dayanılmazlığı zirveye taşıdı; ağzından çıkan keskin nefesler arasında kara tenli de boşalmış, kaburgalarının altında kalan bu itirazsız teslimiyetle birlikte yeniden rahatlamaya çekilmişti.
Sessizlikte sadece ağır ağır inleyen nefesler kalmıştı geriye; ama orada yaşanan o acımasız sertlik ve sadist haz asla unutulmayacak denli yakıcıydı. Her dokunuşunda kadınlar kendi sınırlarını aşmış, sahici ve çılgınca bir bağla birbirlerine saplanıp kalmışlardı çünkü…
