Eva Lovia’nın koyu kahverengi saçları omuzlarından aşağı süzülürken, o büyük, dolgun pağını sergiliyordu. O yumuşacık, kıvrımlı bunda saklı olan her bir kıvrım, sanki ille de yoklayıp içine girmeyi bekliyordu. Göz alıcı güzelliği, o iri kalçası ve dolgun amcığıyla birleşince ortalık iyice kızıştı. Derin bir nefes aldıktan sonra bacaklarını hafifçe açtı; oradaki koku, nemli ve deli gibi canlıydı. Pağının arasındaki camel toe’nun silik hatları bile onu daha da cazip kılıyordu.

Adam onun bentini yalamaya başladı; dilinin sert vuruşlarıyla amcığını yalarken Eva’nın içi kıpır kıpır oldu. Büyük ass’ı sallayıp onu daha fazla heyecanlandırdı. Yarağını yavaşça çıkardıktan sonra o irice kökünü Eva’nın basenine bastırdı ve amcığını araladı. İlk kökleme sertti, içerideki ıslaklık aniden dalga gibi yayıldı. Eva iniltilerle karşılık verdi; kalçasını geriye doğru iterek adamın beliyle daha sıkı sarıldı.

Her inmede derinlere gömülen o kara yılan, Eva’yı delirtti. Amcığından çıkan sesler odada yankılanıyordu; “Daha hızlı… Daha sert…” diye bağırtıyordu kadını. Adam da boş durmadı; elleriyle o dişi kalçaların arasında geziniyor, acayip sert dayıyordu orasına burasına. Amcığı iyice şişmiş, neredeyse patlayacak gibiydi.

Eva’nın bedenindeki hormonlar kontrolsüzce aktı, her köklemede biraz daha çıldırıyor, sanki canavar gibi bağırıyordu. Sonunda zirveye yaklaştığını hissettiğinde çılgınca dayanmasını istedi kendine; ama baba o kadar çok girdi ki amcığının içine, artık geri dönüşü yoktu. Kendi inlemeleri arasında adamın keskin hareketleriyle birlikte sonunda geldi; bütün bedeni titredi ve amcığı kasıldı.

Adam da son hamleyi yaparken büyük belasından sıçrattı onun içinde; Eva’nın ass’ından dışarı taşan spermlerle oda doldu adeta. Bitiminde ikisi de soluk soluğa yerde yattılar; o iri pağ bir kez daha doyasıya işkence görmüş ve hak etmişti bu deli sapıklığı…

Comments are closed.