Hazel Grace, koyu teni ve dolgun hatlarıyla odaya ağır bir hava yayarken, Sean Lawless’un devasa yarak karşısında titreyerek duruyordu. Dread-lock saçlarının arasından süzülen ter damlaları, kapkara cildine karışıyor, adeta onu daha da cazip kılıyordu. Sean’ın kocaman kara yarığı, Hazel’in dudaklarına sokulmak için can atıyordu ve o da hiç çekinmeden içine doğru çekti ilk hamleyi. Derin boğazı, sert köklemeleri karşısında çığlık çığlığa inliyordu; her iniltisiyle göğüs kafesi hızla kalkıp iniyordu. Yalakalığı ve ön yargısızlığıyla adamın amcığını öylesine derinlere indirdi ki, sanki boğulmaktan değil de hazzın en diplerine dalmaktan keyif alıyordu.
Sean durmadı, Hazel’in folloş ağzının içinde ritmini buldu. Kafasını arkasına atıp kıçını geriye iterek adamın siyah devinin üzerinde ters kovboy pozisyonuna geçti. Her fırlatışta kalçası vura vura yerden koparcasına hareket ediyor, vajinasının içindeki grev kahramanı gibi adamın kara amcığını sıkıca kavrıyordu. Gözlerinden yaşlar süzülüyordu; acıyla karışık hazdan yanıyordu ama pes etmiyordu. Sesi inliyor, amcığının sertliği altında bedeninin her hücresi uyanıyordu.
Sean onu bırakmadı bir an bile; iki eli kalçasında sabitken hızını arttırdı, kısa kısa dayanılmaz dayamalar yaparak Hazel’i delirtti. Kocaman kara yarak içinde kaybolmuştu artık; sanki nefes almak yerine sadece sikilmek için var olduğunu kanıtlıyordu orada. Kadının amcığından gelen nem kokusu ve hırıltılar ortamı iyice kızıştırmıştı.
Sonunda aniden hızını artırdı Sean; körpe kıza acımadan vurduğu son köklemeyle birlikte Hazel kendini yerlere bıraktı. Çığlıklarla orgazma koşuyor, bütün bedeni sarsılıyordu. Siyah spermler ardarda patlayarak içinde akmaya başladı; o karanlık sıvı kadının en mahrem yerinden taşarak dışarı aktı. Hazel’in yüzü hem zevkten hem de yorgunluktan donuklaşırken Sean onu sertçe sırtından yumrukladı; bu geceyi unutmayacağına emin olmak istercesine…
