Öğrenci olduğunu unutup, sınıfta kalmamak için en pis yolun kapısını aralayan o adama doğru süzüldü. Üvey kardeşinin bakışlarındaki karanlık arzuyu hemen fark etti; o an için sadece ders değil, bedenleri de sınanacaktı. Tatlı bir sinsi gülümsemeyle yaklaştı, dudakları hafifçe aralanmış, gözleri kıskandıracak kadar ateşliydi. Sınıfın soğuk atmosferi yerini yavaşça yükselen bir gerilime bıraktı; nefesler hızlı, kalp atışları deli gibi çarpıyordu.
Adam onu zorlayıcı bir kararlılıkla elinden tuttu ve duvara dayadı. O anın yüküyle titreyen bedenini hissetti; amcığına akmaya başlayan sıcak nemi saklamaya çalışsa da nafileydi. Parmaklarını göğsünde dolaştırırken, dudaklarından çıkan kısıtlı nefesler onu daha da kışkırttı. Elleriyle eteğini yukarı çekip, çıplak bacaklarına dokunduğunda adeta eridi. Sözler gereksizdi artık; vücutlarının dili çoktan konuşmaya başlamıştı.
Yarığını yalayarak içeri dalan dillerin şehvetli oyununa kendini bıraktı. Adamın ağır ağır derinleşen girizgahına karşı koyamıyor, her itme yeni bir elektrik patlaması yaratıyordu içinde. Ateş basıyordu tüm bedenine; amcığını sıkarak daha sıkı tutmaya çalıştı ama sonunda patladı, inlettikçe inlettiği adamdan yanıt aldı. İki beden birleşmişti şimdi; hızlı ve sert köklemelerle sınıfın çıtırtıları arasında yerlerini aldılar.
Sıkıştırdığı saçlarından çekerek kafasını geriye attı adam; yalancı derslerin gerçekliği bu andaydı şimdi. Her hareketiyle kan ter içinde kalmıştı, amcığını acıya yakın hazlarla dolduruyor, boynundaki damarlar kabarıyordu. Yavaş yavaş hızlandı kökleme; odanın dört bir yanına yayılan inlemeler eşliğinde doruğa doğru sürüklendi ikisi de. Sonunda adam kaskatı kesildiğinde, içine boşalttığı sıvının sıcaklığıyla zihni uçmuştu kızın.
O soyunmuş hallerindeki kirli anlaşmanın bedelini ödüyordu artık: notunu kurtarmak için verdiği her fahişe fedakarlığın acısıyla yanıyordu teninde ve ruhunda…
