Damion Dayski’nin gençliğinin deli ateşi kasılıp taşarken, sert ve yakıcı bir hâkimiyetle sahaya indiği anın tam göbeğindeyiz. O güçlü vücuduyla karşısındaki folloşun her zerresini ele geçirmeye kararlıydı; dudakları amcığa yapıştı, diliyle kızın ıslaklığını sorgusuz sualsiz sondaladı. Genç bedenin titremesine aldırmadan, parmaklarını amcığın içine kazıdı; acı mı, zevk mi ayırmadan onu dizginledi, kendi ritmini dayadı. Damion’un köklü yaragı o dar deliği zorlamaya başladığında ortam tamamen başka bir hâle büründü.
Ön sevişme çiğliği yerini vahşi bir iştaha bıraktı. Yarağını kızgın cama parçalayan adam az sonra gıcırdayan o amcığına saplanırken, sertçe çekiştirip itinayla inlemelere boğduğunu duyuyorduk. Her sikişte daha derine indi, içten içe kadının bedenini paramparça edecek kadar hırçındı; kıvrak kalçalar kaldırdıkça köküyle birlikte vurduğu her yerde yankılanıyordu. Kızın nefesi kesilmişti ama boyun eğmişlikten doğan o çıldırtıcı hazla göğüsleri kabarıyor, avuçlar dev gibi yuvarlak poposunda gezinirken giderek hızlandı.
Deli gibi bastığı her hareketinde damıtılmış vahşeti yaydı etrafa; yumuşak deri çatlıyor, ısırılan boynun dibinden çıkan ufak iniltiler büyüyordu. Burası yalnızca bedeni değil, ruhu da teslim eden bir sahneydi artık – Damion’umuz tavizsizdi. Sonunda dorukta yanıp kavrulan bakirelik kabuğu paramparça oldu; sert girerken verdiği acıyla beraber kızı fena halde inletiyor, kendini bırakmaya zorluyordu. Öfkenin ve arzunun karıştığı bu anlarda kadın içgüdüsel olarak alınan her darbeyle biraz daha eriyordu.
Son patlaması geldiğinde tüm beden sarsıldı; kökünü son kez içine çekip delici hamlesiyle aldı götürdü kızı uçurumdan aşağıya doğru… Vahşi sikişin ardından yayılan balgam kokusu arasında kalan ne varsa hepsi mahvolmuştu artık. İpleri koparmış esirlerin yaşadığı o anın sonunda sadece derin bir boşluk ve yorgun ama tatmin olmuş bir sessizlik kalmıştı geriye. Damion Dayski’nin egemenliği böyle yazılıyordu: kaba kuvvetle yakan, kıran ve teslim alan gençliğin kirli ateşinde!
