Blake Blossom, altın sarısı saçları ve devasa göğüsleriyle odanın ortasında dimdik duruyor. Tüy gibi tıraşlı amcığı parıldarken, iri memeleri sarkmadan kabarıyor; her nefes alışında göğüs uçları sertleşip, adamın aklını başından alacak kadar canlı görünüyor. İnce beliyle esneyip kıvrılırken, gözleri cehennemden fırlamış gibi ateş saçıyor. Daha ilk dokunuşta yumuşak derisi altında kalın damarlar beliriyor, yarak hemen canavarcasına canlanıyor.
Adam yanına sokulup sertçe dudaklarını onun gagasına yapıştırıyor; Blake diliyle karşılık verip derinlere iniyor. Ellerim göğsüne dalıp memelerini sıktıkça, o ara sıra boğuk iniltiler çıkarıyor—sesindeki tutku neredeyse çıldırtacak seviyede. Memelerin arasından kaygan dilini geçirirken, adam dizlerinin üstüne eğilip o güzel amcığını emmeye başlıyor. Hafif tüylerin arasında yaladığı her santim anasını sikmek istercesine hırpalanmış ve Blake bunu bırakmıyor; arada belini büküp sert mızrak gibi yarak dayaması istiyor.
Yavaş yavaş Blake yere yatıp bacaklarını açıyor, karnının altındaki o ipeksi tatlı amcığını gösteriyor. Dudağıyla yalamaya başladığında bütün vücudu titriyor; arkadaki adam hemen topuğunu indirip sapını alçaltarak kan ter içinde kalmış büyük yarakla keskin girizgah yapıyor. İlk girişi izlerken o devasa memeler dört bir yana savruluyor, Blake yüksek sesle inleyerek sapığın delice köklemesini istiyor. Her inişte daha da aşırısını talep edercesine poposunu sıkıca kavrattırıp sahibinden boşalmasını bekliyor.
Köklendiği her saniye Blake’in çığlıkları daha da yükseliyor, deli gibi acımasızca inleten adam yorulmak bilmiyor; burnuna kadar yorgunluk damlayana kadar basmaya devam ediyor. Sonunda Blake tüm gücüyle kendini bırakıp hortumu patlatıyor; büyük göğüsleri sarsılırken çıkardığı son iniltiyle birlikte adamın haznesi içine boşalmasına izin veriyor. İpin ucunu bırakmadan yumuşacık teninde kalan hararetle beraber orada paramparça olmuş bedenler birbirine dolanmış halde kalıyorlar.
