Eve döner dönmez sırtındaki yük kadar yüklü istekle dolmuştu genç. Gün boyunca boğazına dizilmiş o sert arzuyu evin yaşlı, tecrübeli folloşuna yöneltmeden duramıyordu. Seni saksoya muhtaç bırakan bu amcık, yılların yorgunluğunu üzerinden atar gibi hemen emmeğe başladı o kalın, koyu ceviz gibi yarakları. Ayakta duracak hal kalmamıştı; adamın nefesi ısırırken titriyordu, dilini korkusuzca sürüyordu içine. Kadının ağzı ise sanki senin dışındakini unutmuş gibiydi; her kırışında daha da derine iniyordu.
Yanaklarından akan terler, sert köklemeyle birleşip odada kıyamet kopuyordu. O kadim hizmetçi neslinin tecrübesiyle, genç adamın deli dolu hızına ayak uyduruyor, küçük avuçlarıyla yarak başını sıkıştırıp inleten acımasız şekilde pompalıyordu. Her an şehvet çığlıkları patlayacakmış hissiyle titriyor, içindeki istek sanki başına taç olmuştu. Kendi sesinin kabalıkla karıştığı o anlarda kadın beliyle gövdesine dayandı, boynundaki damarlar kabardı; ağızdan çıkan ‘daha hızlı, daha sert’ fısıltıları yüreğine işliyordu.
Yer değiştirirken yatakta üzerini örtmüş öfkeyle ve tutkulu bir enerjiyle üstüne çöktü. Amcığını dişleriyle hafifçe ısırıp eliyle altından destek verdiği yarakla beraber köklüyor; her inişi gürültülü ve derindi. Kadının amcığına saplanan yarak gittikçe acımasızlaşıyor, omuzlarından başlayıp en diplerine kadar yayılıyordu o vahşi his. Esmer teninde ter damlaları parlıyor, dudaklarından salya ve acı bir zevk karışımı akıyordu.
İkisi de sınırlarını zorlarken amcığın dibinden patlayacak olan boşalmanın habercisiydi bu öfke dolu dans. Kadın son bir gayretle karnına vurdu amcığını, genç adamın yüzündeki o vahşi ifadeyle bütün gücüyle köklemesini sağladıktan sonra zifiri koyu sıvısını içtenlikle içine akıtmayı sürdürdü. Boşalma çığlıkları arasında bedenler yorulmuş ama tatmin olmuştu; kalpte kalan tek şey o hamur gibi ılık sıvının son damlasına kadar çekilmeydi içine…
