Damon Dice, hastane üniformasından sıyrılmış ateşli bir hevesle odaya girdiğinde, gözlerindeki deli arzuyla etrafı süzdü. Sert bakışlarıyla hemen yakaladığı folloş hemşireyi yerinde tutmaya niyeti yoktu; bedenin her kıvrımını didik didik edip nefsini kışkırtıyordu. Hemşire, beyaz önlüğünü savurarak Damon’ın yavaş yavaş yükselen gövdesine kendini bıraktı. Yarağını gizleyemeyen Damon, ellerini kadının ince beliyle kalçasına şiddetle sardı, nefesleri hızlanırken amcığının ıslaklığını hissettiği anda artık duracak gibi değildi.

Yatak kenarına doğru iterek onu çırılçıplak bıraktı; hastane ortamının soğukluğunu arkasında bırakıp, sıcaklığın içinde kayboluyorlardı. Kadının amcığını diline dolarken hafifçe inlettiren Damon, ardından büyük yemeğini hazır kıvamda soktuğu anlarda kadının derin iniltileriyle mest oldu. Sert köklemeleriyle her seferinde amcığını azgınca dayadı, bedenlerini çarpıştırdı; kimsenin duymayacağı bir sır gibi yükselen seslerle ortam doldu taştı.

Hemşirenin elleri sırılsıklam olmuş yarak başını sıkıca kavrayıp ritmini ayarlarken Damon daha da hırçınlaştı. Odaya yayılan ter kokusu ve keskin nefeslerin birleşimi, aralarındaki patlamayı iyice besledi. Kadın canavarca gögsüne vurdukça Damon’ın bağırışı yüksek volüme çıktı; neredeyse kontrolü kaybetmiş gibiydi ama bu onun istediği şeydi. Amcığını dipte kalınca yavaşlatmayı unuttu, sert dayamalar belden yukarıya doğru yayıldığında hemşirenin çıldırdığı belliydi.

Sonunda yoğun köpüren orgazm damlası yaraktan fışkırırcasına aktığında kadın kendinden geçti; sedyenin üstünde serili bedenleri karışmıştı. Havada asılı kalan nefesler ve titreyen vücutlar arasında Damon o beyaz üniformanın altındaki bu vahşi tutkuyu tamamen doyurmuştu artık. Her ikisi de kan ter içinde kalmış, hastanenin soğuk duvarlarında yankılanan ahlarla gerçek bir ateşi yaşamıştı.

Comments are closed.