Küçük, zengin simsiyah saçlarıyla Myra, üstüne geçirdiği yırtık taytıyla adeta adım attığı odaya ateş saçıyordu. Daracık koridorlarda gezinen bedeninin her kıvrımı, özellikle de sarkan taytın içinden hafifçe belli olan minik amcığı, üvey kardeşinin gözlerini deli gibi çakırdattı. O genç, tatlı teninin kokusunu içine çekmek isteyen adamcağızın kafasında sadece tek bir düşünce vardı: onu istediği gibi doyurmak. Myra’nın ıslak mırıltıları araya karışırken, saksoyu eline alışı ve sertliğin gövdesini kavrayışı hiç de safi masum değildi. Dudaklarını yavaşça sarmaya başladığında ise aralarındaki gerginlik doruğa çıktı; her nefes alışında adamın kafasındaki tek şey büyüyordu.
Azıcık daha hızlı hareketler yaparken dudaklarının arasında eriten Myra’nın nefesi sıcaklığını arttırdı ve ardından o küçük tatlı diliyle sertleşmiş yarak başını yalayıp emmeye başladı. Sürükleyici seslerle etrafı dolduran o küçük yaratık, amcığını hem şehvetle emdi hem de parmaklarını kendi ıslaklığına sürterek her an içini boşaltmaya hazır hale getirdi. Üvey kardeşi ise giderek kontrolünü kaybetti; ormanın içinde kaybolmuş gibi kokusunu içine çekiyor, dokunduğu deriyi hissediyor ve onu tamamen kendisine teslim ediyordu.
Son hamlede Myra yere uzandı, bacaklarını açarak onun devasa kökünü içine aldı; ilk anda acıyla karışık bir inilti çıkardı ama kısa süre sonra ısındıkça zevkle inlemeye başladı. Amcığını deli gibi içine çekip dışarı çıkarıyor, hızını katlıyor ve sert köklemesiyle her defasında derinlerine vuruyordu. Genç bedeninden çıkan her çığlıkta, sertliği biraz daha tırmanıyor, kaburgalarına kadar hissediliyordu o amcığın hareketi. Nefesler kesilmişti artık; tak diye sıktığı anlarda Myra’nın amcığı sanki yerinden kopacak gibiydi ama o dayanıyordu, parmak uçlarına kadar titriyordu.
En sonunda koca kökün son iniltisiyle birlikte üreyen semen yatağının dibine sağa sola fışkırdı; Myra titreyerek amcığını sarıp sıkıca tuttu ve son kalan damlalar bile dışarı akana kadar onu bırakmadı. İki kardeş arasındaki yasak tutku böylece doruk noktaya ulaşmıştı; nehirleri çatlatan türden bir sikişti bu—acıdan çok zevk veren bir teslimiyet…
