Kararan oda, koyu saçlarının arasından süzülen ter damlalarıyla dolup taşıyordu. Göğüsleri iri ve tok, avuçlarınla sıkıp şekillendirilecek kadar dolgun, nefesini kesen bir güzellikti o. Sırtını duvara dayamış, hafifçe eğilmiş haldeydi; kalçası göze gözükmeyen bir davetle kıvrılıyor, keşfedilmeyi bekliyordu. Elinde artık sabrı kalmamış o adamın parmakları omuzlarını izleyip aşağı iniyor; dokunuşlar artıyor, yanaklara sert tokatlar yapılıyor. Öyle sert vuruyordu ki dudaklar arasında çıkan ahlar odadan yankılanıyordu. “Daha hızlı… Dayanamazsın ha…” diye kısık sesle fısıldadı adam, ardından kalçalarına yaptığı sert tokatlarla kadının bedenini iyice harekete geçirdi.

İncecik belinin etrafında eller serbest bırakılmadı; göğüslerini sıkarak parmaklarımız birbirine karıştı adeta. Kadının iddialı bakışları nefesi keserken, arka bacaklarına saran çorap gibi sıkı tutuşu hissediyordun. Yavaş yavaş dizlerinin üstüne çöktü, kalçasını kaldırması için baskı yaptı ve orayı didiklemeden geçmedi. O dar amcık mı? Sıkıca kapalıydı ama adam usanmadan kokusunu çekiyor, dilini batırarak açmaya çalışıyordu. Birkaç saniye içinde o kıvrak beden kendi rızasıyla açıldı; amcığa saplanmış yarak gövdesiyle içine işlemişti.

Kadın kızarırken bile cevapsız bırakmıyordu onu; göğsü yukarı yukarı kalkıp iniyor, derin nefeslerle ağızdan çıkan kelimeler daha da çirkefleşiyordu: “Daha sert vur… Amımı çatlat…” dediğinde adam tüm gücüyle köklüyordu onu, her hareketinde sanki iç organlarını paramparça ediyormuş gibi acı veriyordu ama kadın buna bayılıyordu. Arka sokaktaki pislikte kaybolmuşluk gibi bir his vardı aralarında; kirli ve acımasız ama tutkulu bir savaş.

Yaraktan akan sıcak sıvılar elle toplanıyor, tenler birbirine sürtünüyordu adeta alev almış iki odun parçası gibi. Sonunda adamın sesi yükseldi: “Siktir git… boşalıyorum…” diye bağırdıktan sonra tüm gücünü verip kadının amcığını tıkadı dışına taşana kadar bastırdı. O an patlamanın sesi çatırtıya karıştı; kadın ayakta titrerken ağzından dökülen sarkıtılar yerde damlıyordu.

Birbirlerine kenetlenmiş halde öylece kaldılar: kirli arzunun paslı zincirleri altında son kez nefeslerini saydılar o geceyi…

Comments are closed.