O buz gibi kış akşamında, Anastasia Knight’ın bembeyaz teni ışıldıyordu; uzun sarı saçları omuzlarından dökülürken, masum yüzündeki yaramaz bakışlar sakso yapmaya hevesliydi. Gençliği ve tazeliğiyle sanki Noel’in bütün büyüsü bedenine sinmişti. Santa kıyafetiyle giyinmiş bu folloş, herkesi kendine çekmeyi biliyordu. Amcığını pür dikkatle gösterdiğinde, dişleri arasında yaladıkça gözleri arzu doluydu. Dudağını ısırıp yarak kabuğunu keskin bir iştahla emmeye koyuldu; ağzının içinde yarak sertleşip heyecanla kabarıyordu.
Anastasia’nın dili nefesini keserken, amcığı derinlere çekiyor, boğazına kadar sokuyor, her inleyişinde “Daha sert dayayalım seni,” diyordu. O genç ve taze dudaklarda yumuşaklıkla harmanlanan sertlik karşı konulmazdı. Yavaş yavaş belinden kavrayıp sırtını geriye yatırdı; o andan sonra işler hızlandı. Sarışının minik elleri göbeğinin altından kayarak amcığın dibine dayanırken, sertçe köklemeye başladı. Her itme dalgasında Anastasia’nın amı sanki alev alev yanıyor, iniltisi odanın dört bir yanından yankılanıyordu.
Bacakları açılıp gövdesi ritme uyarken, o deli gibi sikmenin tadını çıkarıyordu; kızın genç vücudu her darbe ile sarsılıyor, amcığa daha da sıkı sarılıyordu. Kendi halinde buharlaşmaları izlerken adam daha da sert kökledi; anasının amına benzetmediği o seksi yaratıkta zevk doruktaydı artık. Nazarların önünde amcığa yapışan o minicik saksoyu bırakmadı bir an olsun, ardından kadının cansız kalmasına izin vermeden direk köklemesini sürdürdü.
Sonunda delicesine artan tempoyla birlikte içeride büyük bir patlama yaşandı; adamın sıçmasıyla Anastasia’nın tatlı amcığı dolup taştı. Yağmuru hissedince gözlerini kısıp derin nefes aldı, hayvan gibi yapılan o kirli sikşten sonra bedeninde hafif bir sersemlik vardı ama yüzü hala orgazmın coşkusuyla parlıyordu. Böylece Noel’in en karanlık gecesinde genç sarışının içini doyurmuştu; sert ve acımasızca dayanan kökleme son bulmuştu ama anılar günlerce yanmaya devam edecekti.
