Küçük, ufak tefek ama cehennem gibi aç nikâhı koparmaya hazır bir folloş kapının önünde kendini rezil etmeye hazırlanıyordu. İnce bacaklarını hafifçe açıp, o minicik amcığını parmakları arasında gerdirip oynatırken yüzünde hem heyecan hem de sapıklığın o keskin bakışı vardı. Parmakları amcığın kenarında hafiften dolanırken hızını artırıyor, kendi kendine inlemesi giderek çoğalıyor, odadaki havayı bile yakacak kadar sıcaklaştırıyordu atmosferi. Sırıtarak yumuşak sesler çıkarıyor, kendi ellerinin yarattığı hissin esiri olmuştu adeta.

Bir elini hemen orada tutup hızlıca sokuyor, amcığının içindeki ıslaklığı hissediyor ve daha da derinleşmek için bastırıyor. Her hareketinde “oh be” diye hırıltılar karışık küfürler savuruyor; içinde biriken o belden aşağıdaki pislik gün yüzüne çıkıyordu. Sonra diğer eliyle saksoyu kavrayıp yukarı aşağı vururken öbür elimle amını eşit sertlikte dayamaya başlıyor. İki eli birbirinden bağımsız bir şekilde sikişe devam ederken dudağından çıkan inlemeler hızlanıyor, sanki etrafında biri var da onu izliyor gibi daha da lanet olası bir şehvetle kendini salmıştı.

Nihayet üstüne gelen o bıçak sırtı boşalma anı kapıya dayanmıştı. Amcık içinde titremeler başladı, her deliğinden ayrı ayrı zevk dalgaları geçerken artık kontrol edemiyordu bedenini. Kendini yere bırakıp dizlerinin üstünde ağır nefes alarak en son tüm gücüyle kökledikten sonra içindeki akıntıyla birlikte sarkmadan patladı. Hırıltılar arasına karışan boğuk çığlıklar geceyi deldi, ufak bedeni titreyerek tam anlamıyla fena halde teslim oldu bu çıplak sapıklığa. Kendi kara arzularına yenik düşmüş o küçük folloşun pervasız sikişi böylece tam gaz noktalandı; elindeki oyuncağa kendini kaptırdığı anların en kirli ve kaotik haliyle…

Comments are closed.