Sıska Japon üvey anne, oğlu gibi genç ve toy delikanlıyı sinsi bir oyunla yakaladı. İncecik bedeniyle, masumiyetin ardına saklanırken içten içe yanan sapıklığını gizleyemiyordu. Oğlunun sınıf arkadaşı olan o taze delikanlıya, tatlı tatlı dokunuşlarıyla yaklaşmaya başladı önce. Gözlerindeki o keskin bakış, sakso yapmayı öğreten folloş bir öğretmenden farksızdı; nazikçe ama acımasızca yavaş yavaş amcığına dilini gezdirdi, dudaklarının arasına çektiği anlarda adamın bacakları titredi.
Önce hafifçe yalayıp emdi, sonra sertleşmiş yaramaz yarak ucundan dişleriyle ısırarak ilerledi. Delikanlının nefesi kesildi, kalbi deli gibi çarpmaya başladı. Üvey anne boynuna sarıldı, sıcak nefesini ensesinde hissettirirken “Sana nasıl kökleyeceğimizi öğreteceğim” diye fısıldadı azgınca. Üzeri hafifçe kıllı olan ince gövdesinin her kıvrımı arzuyla doluydu; bacaktan başlayarak kalçaya doğru inen elleri bastırıyor, adamın kabaran hayvani yaragını dizginlemeye çalışıyordu.
Birden dizlerinin üzerine çöktü ve yalayarak amcığını ıslattı. Kafasını yukarı kaldırıp baktığında genç adamın gözlerindeki şehveti gördü; bu onları daha da kamçıladı. Yarağı sıktıkça içine doğru çekiyor, o tatlı sesini çıkaran fosforlu amcığa gözü gibi bakıyordu. Sonra ayağa kalktı ve hızlıca arkasını dönüp altındaki masa kenarına dayandı; kalçasını hafifçe kaldırıp gevşetti amcığını beklercesine.
Delikanlı artık dayanamadı, sert sert vurmaya başladı üvey annenin içindeki amcığa; her girişi onu delirtti. Amcığı daracık ve ılıkydı, her bir kökleyişte kadın acıyla karışık zevk içinde inliyordu ama kaçacak hali yoktu. Azgınlıkları giderek arttı; tempoyu yükseltti adam, mümkün olan maksimumu dayamaya başladı içine. Kadının ayak parmakları kasıldı, dudağından kocaman bir ah çıktı boğuk şekilde.
Sonunda dayanılmaz hale gelip orada üstünde beyaz sıvısını kusmaya başladı delikanlının yaragı… Üvey anne hazla inlediğinde tükürüğü bile karışmıştı spermlerle birlikte içine; bedenleri terli ve ağır ağır sarsılıyordu. Bu kirli oyunun sonunda ikisi de birbirlerinden aldıkları zevki derinden hissettiler; emeklerinin karşılığı olarak bedenlerinde kalan lezzetli pisliklerle birbirlerine bağlı kaldılar sıkıca…
