Önce yatak odasının loş ışıkları altında, Jazmin P’nin teni parıldıyordu; terle kaplı ince vücudu, adeta yalayıp yutulmayı bekleyen bir av gibi duruyordu. Odayı dolduran sessizlik, içinde sessiz bir fırtına barındırıyordu. Yavaşça soyunmaya başladı; göğüslerini elleriyle kavrayıp sıkıyor, parmakları nazikçe ama kararlı şekilde amcığını uyarıyordu. Kendi ellerinin arasında eriyen o yumuşaklık ve ıslaklık onu daha da delirtmişti. Parmaklarını amcığının içine sokarken çıkardığı ahlar odanın dört bir yanını sarmıştı.
Derin nefesler alırken bedenini hafifçe gerdi, kalçasını yukarı kaldırıp sakso çubuğunu çıkarıp kendine doğru yaklaştırdı. O ince, parlak çubuk amcığını gıdıklarken, içindeki kıvılcımlar alev aldı; benzi attı, gözleri yarı kapandı. Hareketini hızlandırdıkça nefesi kesiliyor, her hareketiyle “aah”, “ohh” diye inliyordu. Arada kendi sesine yenik düşüp kafasını yastığa gömüyor, sonra tekrar kalkıp köklemeye devam ediyordu.
Parmaklarıyla eş zamanlı olarak oynadığı o sert oyuncak, amcığını delip geçerken içinden kopan acayip zevk dalgaları tüm bedenine yayılıyordu. Kasları kasıldı, bacaklarını açıp kalçasını ritmik biçimde sallayarak kendini tamamen teslim etti. Amcığını içten dışa doğru hızla çekiştirirken yüzü kıpkırmızı olmuştu; artık kontrol tamamen onda değildi. Bedeninin her köşesi orgazmın kıyısında titriyordu.
Sonunda öyle bir noktaya geldi ki nefesi kesildi; arka arkaya gelen titremelerle birlikte göğsünü yumrukluyor, yüksek sesle inliyordu. Amcığına saplanan o çubukla birlikte yaşadığı o katmerli infilakta yatağın tavanına kadar çıkacakmış gibiydi. Saniyeler süren o anın sonunda yere yığıldı; terden sırılsıklam vücudu sarsılarak son kalan kıvrımlarını da vermişti kendini bu acayip sikmeye…
