Bridgette, iri göğüsleri ve kocaman kıvrımlarıyla odanın ortasında duruyordu; sarı saçları dağınık, yüzünde hem utanç hem de ateşli bir meydan okuma vardı. Bill Bailey ise başını eğmiş, sert bakışlarını ona dikmişti. Adamın patronuna karşı bu oyun, sınırları zorlayan bir fantezinin tam ortasına sürüklüyordu onları. Bridgette’nin kalçası büyükçe sallanırken, Bill’in dudakları keskin bir şekilde onun boynuna indi; nefesini hissettirmek için oradaydı ama asıl amacı çok daha derindeydi.
Aralarındaki elektrik yoğunlaştıkça Bridgette’nin amcığı nemleniyor, Bill’in eli acımasızca eteğini kavrayıp çekiştiriyordu. Bu sadece basit bir folloş değil, cezalandırmanın yakın olduğu sert bir kökleme oyunu gibiydi. Bridgette onun sertliğine gerçek anlamda teslim olmuştu; her dayama daha da derine işlemiş, onu yerlere sermek istercesine sarsıyordu. Patronun gözleri kızgınlığı ve sahiplenmeyi karıştırırken Bridgette’nin korkusu yerini artık açgözlü bir arzuyla değiştirmişti.
Bill önce göğüslerine saldırdı; parmakları kabaran meme uçlarını kıstırıyor, dilini acımasızca dolaştırıyordu. Bridgette’nin inlemeleri odada yankılanırken o da yumuşak bedeniyle karşılık veriyordu. Sonra yere eğildiğinde, dillerini birleşip hararetle birbirlerini yaladılar. Yarağını derinlere soktuğunda kadın tüm varlığıyla arzuladı bu anı; yavaşça ama acımasızca içeri giren her hareket onun bedenini çarpıtıyor, amcığını çatlatıyordu.
İlk darbede hafif ısrarcı bir ses yükseldi: “Daha sert… daha hızlı…” Patronun elleri kalçalarına sıkıca yapıştı ve onu masaya doğru itti; orada sırtüstü yatırdıktan sonra omuzlarını kavrayıp boynuna kadar köklediği an gerçek işkence başlamıştı. Kalçasıyla uyumlu hareketler yapıyor, geceyi cehenneme çeviriyorlardı sanki. Her inleme daha yüksek çıkıyor, Bridgette’nin bakışlarında pişmanlık ve coşku arasında deli bir sadistik zevk okunuyordu.
Sonunda Bill dizlerinin üstünde titreyerek son hamlesini yaptı; derin ve şiddetli girişiyle kadının içinde patladı. O an Bridgette tamamen teslim oldu; ağzından çıkan vahşi çığlıklar adamın cücüğünü son damlasına kadar doldururken salona yayıldı. Bu cezalandırma oyunu artık bittiğinde ikisi de nefes nefese kalmıştı ama aralarında kopmaz bir bağ oluşmuştu—acımasız, hırslı ve şehvet dolu…
