Odanın loş ışıkları altında, kalın perdeler arkasında gizlenen o sahneye adım attı. Kadının ince kumaştan yapılmış transparan elbisesi vücuduna yapışmış, her hareketinde bedeninin hatları belirginleşiyordu. Göğüslerini hafifçe sallayıp yumuşakça eğildiğinde, salaş ama büyüleyici bir seksapel yayıyordu etrafa. Gözleriyle adamı sabırsızlığa sürüklüyor, dudaklarını ısırarak davetkar bir oyun başlatıyordu.
Yavaşça başladı dansa, kalçasını ritimle kıvırıyor, belinden aşağıya doğru ince parmaklarını bırakarak bedenini ateşe veriyordu. Adam onu izlerken nefesini tuttu; teni terliyor, amcığını sıkan dar elbise içinden gizlice kayboluyor, kadın onu daha fazla bekletmenin zevkini çıkarıyordu. Ardından diz çöküp yere oturdu; elleriyle bacaklarını ayırıp amcığını açığa çıkardı. Yaramazca gülümseyip saksoya başladığında sert nefes alış verişleri odanın havasını değiştirdi.
Adamın elini tuttu, yumuşacık saçlarından çekiştirerek yüzünü kendine çevirdi ve göz göze geldiklerinde dayanamadı; sertçe dayadı yarak ağzına. Kadının dili amcığıyla dans ediyor, tükürüğüyle ıslatıyor, yavaş yavaş sürtüyordu içini dışını. Salonda yankılanan iniltiler ve boğuk homurtularla birlikte adam iyice kabardı. Öfkeyle kadının saçlarından tuttu ve ayağa kaldırıp yatağa doğru itti.
Üzerine kapanıp kalçalarını kaldırmasını emrettiğinde o itaatkârca sırıtıyordu sadece. Yalnızca birkaç saniye geçmeden adam koydu yarakını amcığına; çılgınca sokup çıkarmaya başladı. Her kökleyişte kadın inliyordu: sesi hırçınlaşan fısıltılar gibi yükseliyor, zemini sarsıyordu sesleri. Kalça hareketleri adama tempo tutuyor, sert dayamalar kadının içinde yankılanıyordu. Elleri yataktan tutunmuş, dişi arzuyla çatlamıştı.
Sonunda adam hızını katlayıp üstüne yığıldı; ikisi de terden sırılsıklamdı artık ama iradelerini kaybetmiştiler tamamen. Kadının arasından çıkan kesik kesik ve yoğun iniltiler ardından adamın keskin homurtusuyla birleşti; amcığı kadının derinliklerinde boşalırken donuk bakan gözlerde karanlık bir zafer parlıyordu. O an dünya durmuş gibiydi; tutkuyu en çıplak haliyle yaşamışlardı orada, sınır tanımadan…
