Karlee Grey, iri göğüsleri ve tombul kalçasıyla odaya adımını attığında, Juan El Caballo Loco’nun gözleri anında ona kilitlendi. Adeta çıldıracak gibiydi; Karlee’nin kıvrımları, kalın bacakları ve sık tüylerle kaplı kocaman amcığı karşısında duramıyordu. Bu folloş abla, pervasız ve acımasızca kendini gösteriyordu; yumuşacık göğüsleri sallanırken, Juan’a doğru yaklaşıp sertçe sırtını duvara dayadı. Dudaklarından çıkan ıslak nefesler, odanın havasını iyice kızıştırdı.

Juan hemen ellerini Karlee’nin kalçasına daldırdı; o tombul popo, parmaklarının arasında eriyordu sanki. Kalçalarını sıktıkça Karlee hafifçe inledi, gözlerini yarı kapadı ama yüzündeki arsız gülümsemesi hiç eksilmedi. Ardından o pis dili çıktı dışarı; tadını çıkartır gibi onun sakso amcığını emmeye başladı. Karlee başını geriye atıp bedenini tamamen teslim etti; yumuşak amcığına aldığı her sert hareketle daha çok yanıyordu içeriden.

Juan’ın kökünü iyice derine saplamasıyla birlikte Karlee’nin baseni ritmik hareketlenmeye başladı. O iri göğüsler her kalkışta aşağı iniyor, amcık dudakları arasından köpürüyordu. Her inişte Juan son damlasına kadar boşalmak istiyor; ama Karlee hız kesmiyor, üstüne üstlük daha da bastırıyor onu içine. Saldırı onlar için bir savaş alanıydı; terler tenlerinde birleşirken herkes kendi hazının esiri olmuştu.

Sonunda Juan dayanamadı; o deli gibi köklüyor artık içeriye, karanlık odada inlemeler çılgınca yankılanıyor. Karlee’nin sümüklü amcığından fırlayan hırıltılar, onun en yumuşak yanlarını ortaya çıkarıyordu tam da bu anda… Patlayana kadar devam etti kökleme işi; ağzından çıkan vahşi haykırışlarla birlikte bütün bedenleri sarsıldı. Son nefeslerine kadar birbirlerini kullandılar, yasak arzuların pençesinde kayboldular adeta…

Comments are closed.