Ona köle dediği an, Kiffa’nın bakışları buz gibi keskinleşti. Yere yığdığı o eski, pis terliği eline alıp, suratına doğru soktu. “Yala hele” diye emrettiğinde, altındaki adamın dili şaşırdı mı bilmiyorum ama dilini terlikle buluşturması an meselesiydi. Terliğin üzerindeki maytıntı ve kirler adamın dilinde acı bir tat bırakıyordu; ama o boğuk nefesleriyle daha fazla itiraz etmedi. Günlerdir üzerine basa basa öğretilen bu aşağılık görev onu dile getirirken içinde tarif edilemez bir utançla karışık arzu uyandırıyordu.
Kiffa’nın ayaklarına yalayıp yutmaya başladığında ise işler iyice çığrından çıktı. Kirli flipflopun arasından sıvılar damlıyordu; o pisliklerin içine yuttuğu her damla spermle birlikte zincirlenmiş köleliği bizzat kendi bedeninde hissetmeye başladı. Kiffa sertçe ayağını adamın kafasına bastırıp, dilini daha derinlere sürükledi. “Yuttun mu lan? Kusma sakın!” diye bağırırken sesi tok ve kararlıydı; bu sahnenin efendisi olduğu her halinden belliydi.
Adama dayattığı bu iğrenç azapta kendini yok ederken Kiffa’nın seksi dehşeti büyüyordu. Ayak parmakları arasında sıvılar kayarken, adamın dili amcığını da yaladı; ilk başlarda çekingen olan vücut, aşağılanmanın verdiği acı ve hazla titriyordu artık. Kökleneceği vakit çoktan gelmişti fakat Kiffa izin vermedi daha sonuna kadar kendisini teslim ettirmeye niyetliydi.
Sonunda pis terlikten kalan bulaşıklarını tamamen yuttuğunu gösterince kurnazca sırıttı ve arkaya yaslandı. Adamın kafasına bastırmayı bırakmayarak “Sen benim çirkefimin pezevenk damnısın” dedi ve ağır ağır amcığını çıkardı. Sert, kalın yarak deliğe girmeden önce ağzında kalan köpüren sümükleri yaladıktan sonra içine indirdi. Derin derin kökleyerek adamı acıya boğarken nefesi hızlandı; yatak odası komple onun korkusuz dominasyonuyla sarsılıyordu.
Gecenin sonunda adam yalnızca efendisinin ayaklarına değil, bütün pisliklerine ve köklemesine tapar hale gelmişti. Her aşağılamada biraz daha parçalanıyor, her sikilişte biraz daha teslim oluyordu…
