Penny Barber’ın kocaman göğüsleri, masanın üzerinde yalancıktan titrerken, yumuşak ama sert bakışlarıyla adamın dev gibi yarakını süzmeye başlıyor. O saçma sapan sakin hali yok artık; ağzını açıp hızlı hızlı nefes almaya başlaması, onun ne kadar fena içine çekildiğinin işaretiydi. Adamın kalın yarağı, Penny’nin ıslak dilinin arasında kayıyor, her seferinde derinlere zorluyordu onu. O elini oradan oraya sürtüyor, ara sıra sakso yaparken dudaklarını yaranın etrafında kıstırıp emişler çekiyordu. Penny’nin amcığını dilinin ucuyla tırtıklaması adamı çıldırtıyordu; her inleyişi daha da azgınlaştırıyordu.

Yavaş yavaş bütün vücut temasına geçtiler. Adam onun büyük göğüslerini elleriyle kavrayıp sertçe yumruklarken, Penny arkasını dönüp masaya yaslandı. Kalçasını şehvetle yukarı kaldırıyor, adamın lanet olası kalın yarakının amcığına değmesini istiyormuş gibi davranıyordu. Adam beklemedi tabii; sert bir dayama yaptı ve Penny’nin ılık amcığını delip geçmeye başladı. İlk sıkışta ‘ah!’, ‘hah!’ sesleri yükseldi odada; o kadar gergindi ki her adımda yaramaz deliğin içinde yankılanıyordu koparma sesi gibi.

Adam daha da bastırdı, tempo arttı, Penny naraları kesilmiyordu “Daha hızlı!”, “Kökle beni!” diye bağırırken vücudu sanki patlayacak gibiydi. Her köklamada içi dolup taşıyor, amcığına saplanan kalınca yarak onu yerinden oynatıyordu. Elleri masadan tutunmuş; kafasını geriye atıyor ve vahşi bir şekilde nefes alıyordu.

Sonunda doruğa ulaştılar; adam penisi iyice hızlandırdı ve Penny’nin dar deliğine milyonlarca sıcak sıvısını boca etti üst üste… O ıslaklıkla beraber yayılan kokular içinde Penny baygınlığını yaşarken adam hala titreyerek kendi boşalmasının etkisini hissediyordu. Sikiş bitmişti ama ikisi de ayılmak bilmiyordu; bu azgın anların ardından sadece suskunluk vardı ortamda.

Comments are closed.