Viks Angel, incecik bedeni ve pürüzsüz teniyle odaya adımını attığında, sanki oradaki havayı bile değiştiriyordu. Almanya’nın soğuk sokaklarından gelip, sert kameraların karşısında tüm mahremiyetini kaldırmak zorunda kalan bu genç folloşun içindeki ateş hemen patladı. İlk bakışta masum gibi görünen ama içten içe deli dolu bir ruhu vardı Viks’in; onun narin görünüşü altında yatan vahşi arzuların kıvılcımları aniden alev aldı.
Kameralar açılır açılmaz sert dayamalar başladı. Viks’in daracık amcığı, ilk dokunuşta bile ele yapışan ıslaklığıyla dikkat çekiyordu. El hareketleri hızlıydı, yumuşak tenine süreklilikle dokunan eller onu delirtiyordu. Yarağının kalınlığı ilerledikçe Viks’in nefesi kesiliyor, karnındaki kıvrımlar titremeye başlıyordu. Her kökleyişte içinde bir yerler çatırdıyor; o yalnızca izleyenlerin değil, kendi sınırlarının da aşılmasını istiyordu.
Sırt üstü yatırılıp bacakları omuzlarına kadar kaldırıldığında, derinlerine ulaşan her hareket ona hem acı hem de hazzı aynı anda tattırıyordu. Sertlikten taviz vermeyen adamın yarak girişi amcığını parçalarcasına genişletiyor, Viks’in inleyişleri odanın dört köşesine yayılıyordu. Nefesler birbirine karışırken adam daha hızlı ve güçlü sürüyordu içine; arada amcığını acıtmak pahasına dayama yapıyor, folloşun sesini yükseltiyor, adeta ona kendini unutturuyordu.
Boynuna ve göğüslerine yapılan ısırıklar, can yakıcı ama aynı zamanda büyüleyici bir şehvetle birleşmişti. O genç beden her zorlama sürtünmede biraz daha teslim oluyor, azgınlığın pençesinde eriyip gidiyordu. Sözler anlamsızlaşıyor; sadece çıtırtılar, nefes kesici inlemeler ve deri üstünde yankılanan tokat sesleri kalıyordu geriye.
Sonlarına doğru tempo doruk noktasına ulaştığında Viks Angel bütün varlığıyla tutuşmuştu. Derin köklemelerle içi boşalırken çığlıklar içinde fırladıktan sonra bedeninde zonklar patladı. Alametfi’laklı orgazm sonrası nefes nefese kaldı ama gözlerindeki istek hiç tükenmedi; çünkü o artık sadece izlenen değil, hükmedilen bir oyuncuydu sahnede—ve her tekmelediği hazda biraz daha batıyordu gerçekliğin ötesine…
