Öncelikle odanın loş ışığı altında, iki canavar gibi birbirine sarılmışlardı. Kadının fırlak bakışları, adamın göbeğine inen elleriyle birleşince, aralarındaki elektriği hissediyorsun. Yarak hemen sertleşmiş, kadının dar amcığını bulmuştu. O an zaman durmuş gibiydi; nefesler hızlı, kalpler deli gibi çarpıyordu. Kadın, adamın kavuşan kalçalarında kayarken, her hareketiyle onun yarığını kovalıyor, sanki içine doğru çağrıda bulunuyordu.
Gittikçe kızışan bu oyunda, adam sertçe günahkar köklemeye başladı. Kadının iniltisi odada yankılanırken, o da amcığa hırslı hırslı saldırmayı bırakmıyordu. Her dalışında derinlere gidiyor, daracık amcığını parçalıyor; kadın artık dayanamaz hale gelmişti. Yüzü kıpkırmızı olmuştu, gözleri nemlenmiş ama ağzından çıkan küfürlerle bunu saklamaya çalışıyordu. Dayak gibi dayadı götüne her vuruşunu, kadını delirtti.
Kadın ise kendi içinde fırtına koparırken adamın yavaş yavaş daha da sertleşen yartığına yaslandı. Korkusuzca sakso çekiyordu; sapığın kellesini iyice emdi ve yalamaya başladı. Artık ilişkileri kontrolden çıkmıştı. Adam onu sırtüstü yatırdı; parmaklarını hile yapmadan kullanıp amcığını açtıktan sonra içeriye hızlı hızlı giriyordu. Diri diri sokuyordu o fıstığın içine yarığını; kadının bedenindeki tüm direnci kırılarak gürültülü bir sikiş başlamıştı.
Adam kökünü bastıkça kadın deliriyordu: bağırıyor, inliyordu ama asla çıkmasını istemiyordu o kara deliğin içinden. Sanki dünyadaki bütün acılar yerini müthiş zevke bırakmıştı ve ikisi de bundan bıkmak bilmiyorlardı. Son anda kadın birden titremeye başladı; adam da bunu hissedip üstüne yüklenince o iğrenç tatlı nokta geldi çattı—birlikte patladılar! Adam sıcak sıvısını kadının içine boşaltırken kadın darmadağın olmuş bedenini tamamen teslim etti bu cehennem köklemesine… Gözleri kapalı ama aklındaki tek düşünce tekrar tekrar aynı şeyleri yaşamaktı!
