Kardeşinin evinde tek başına kalmıştı, gözleri dolgun göğüslerine takılıp kalmıştı. Üvey kız kardeşi, genç ve asi bakışlarıyla tam da ona o an ihtiyacı olduğunu biliyordu. Utangaç bir edayla yaklaştığında, hemen eliyle yarakını sarmaya başladı. Parmaklarının arasında büyüyen sertleşmeyi hissedip daha da azdırdı onu; biraz çekti, biraz sıktı, sanki içindeki hevesi dışarı akıyormuş gibi. Dudaklarını yarak ucuna değdirip yavaşça emmeye başlayınca, adamın bedenini diken diken eden bir elektrik yayıldı.
Üvey kız kardeşinin dili onun sıcaklığında geziniyor, küçük ağzıyla minik amcığını yalayıp dövüyordu. Her hareketiyle daha fazla salyası akıyor, sanki kendi içinde kıvranan hayvanı çıkartıyordu bu folloş kız. Bakışları delice hırçındı; “Dayanamazsın” der gibiydi. Sert ve acımasızca yalamaya devam edip emmeyi hızlandırırken adamın nefesi kesiliyor, kendini kaybedeceği anın eşiğine geliyordu.
Sonra ayağa kalktı üvey kız kardeşi ve onu yere yatırdı. Göğsü kabarıyor, kocaman memeleri titreşiyordu her nefes alışta. Yarak sertleşmişti artık iyice; o minicik amcığa denk gelen dip kısmını öyle sert giydirdi ki adamın bağıracak hali bile kalmadı. İçeriye tık tık diye girerken ses çıkarıyor, o anlayamadığı ama hissettiği yoğun zevk dalgasıyla bedeninde titremeler başlıyordu.
Her inleyişte amcığına vuruyor, sertçe dayıyordu içeri doğru; hızlı hızlı köklemeye koyulduğunda kızın yüzündeki domuz bakışı daha da belirginleşti. “Seni rahat bırakmam” diyerek tüm gücüyle götünde gezdirdiği kadar koydu içine. Adam artık dayanamaz haldeydi; dilini kızın boynunda gezdirirken hem yumuşatıyor hem de delice sikiyordu çocuğu.
Sonunda tüm kuvvetle boşaldı; amcığından fışkıran sıcak sıvılar yere damlarken üvey folloş dişi yutkunup devam etti sakso yapmaya usanmadan. O andaki tutku ve arzu öylesine çıplaktı ki eteğinde taşıdığı pisliği temizlemek değil amaçlarıydı artık; birbirlerinin bedenlerinde yanıp kavruluyorlardı sadece…
