Odanın loş ışıkları altında üç adam, yumuşak ama sert bir havada birbirine yaklaşmaya başlamıştı. Matt Phillipe’nin gözlerinde yanan ateş, Ralph Woods’un kaslı vücuduna dokunurken ortaya çıkan elektrikle birleşiyordu. Michel Millot ise sessiz sakin duruyor, her an patlamaya hazır bir bomba gibiydi; nefesleri birbirine karışıyor, tenler terliyor, beklentiler doruktaydı. İlk başta sadece hafif dokunuşlarla başlayan oyun, giderek kontrolden çıktı; parmaklar kıvrılıp amcıkların içine dalarken gıdıklayan sakso hareketleriyle ortam ısınıyordu.
Matt’in kalça kemiğiyle Ralph’in sırtına bastırışı, aralarındaki gerilimi iyice yükseltmişti. Her kökleme darbesi daha hızlı ve derinleşiyor, Michel’in sert eli Matt’in belinden kayıp yavaş yavaş Ralph’e doğru kayıyordu. Üçlü arasında sürekli yer değiştiren pozisyonlarda, keskin nefes alışverişleri ve boğuk homurtular birbirini kovalıyordu. Mick’in diliyle yaptığı tahriklerle çıldıran Ralph, Matt’i yere yatırıp amcığını tüm gücüyle sokmaya başladığında odanın içi tamamen alev aldı.
Sert hareketler arasında yankılanan ahlar ve iniltiler, üç adamın da sınırlarını zorladığının kanıtıydı. Gergin kasları titriyor, alınan her nefeste daha fazla hırsla birbirlerinin içinde kayboluyorlardı. Ralph, Matt’i duvara dayayıp sertçe kökleyip inlettiğinde Michel de ardından hızla geliyordu; elleriyle tutunup aynı anda onların amcıklarına dalıyor, ahları çığlıklara dönüştürüyordu. Sikiş o kadar şiddetli ilerliyordu ki kılların arasından ter damlaları süzülüyor; üç beden sıkışmış halde sonsuz hazda eriyordu.
Sonunda taşma noktasına geldiklerinde hepsi kendilerini bırakıp vahşi bir boşalma içine sürüklendiler; sıcak sıvılar tenlere bulaşıyor, yorgunlukla birlikte tatlı bir huzur kaplıyordu odanın tamamını. Bu dayanılmaz sikiş üçlüsü hem bedeni hem ruhu paramparça etmişti; artık tek kalan şey kalan haz ve yasak arzuların yankısıydı…
